Anasayfa » Haberler » Covid-19’un Ekonomik ve Toplumsal Yansımaları (4/5)

Covid-19’un Ekonomik ve Toplumsal Yansımaları (4/5)

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri Covid-19 salgınının ekonomi, toplum ve uluslararası ilişkiler üzerindeki etkinlerini değerlendiriyor. Beş bölümden oluşan yazı dizisinin dördüncüsünde BTÜ İTBF öğretim üyeleri salgın sürecinde gelişen şartların uluslararası ilişkilere ve ticarete etkilerini değerlendiriyor. 

Covid-19 Sonrası Uluslararası İlişkiler
Bursa Teknik Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Dr. Engin Koç; “2019 sonlarında Çin’in sanayi ve ihracat şehri olan Wuhan’da ortaya çıkan Covid-19, hızla Çin sınırlarını aşarak dünya geneline yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi olarak ilan edilmiştir. Başta belirli bölge ve ülkelerin problemi olarak görülen Covid-19 salgını kısa sürede küresel bir sorun halini almıştır.” ifadeleri ile salgının uluslararası ilişkilerde doğurabileceği uzun vadeli sonuçları değerlendirdi.

Tıp ve biyoloji uzmanlarının virüs etkilerinin giderek kırılarak Haziran ayı itibariyle hayatın normal akışına dönebileceğini ifade ettiklerini belirten Dr. Engin Koç; “İnsanlar normal hayatlarına kademeli olarak geçmeye başlasa da Covid-19 salgını uluslararası ilişkilerde daha karmaşık uzun vadeli sonuçlar doğurabilme potansiyeline sahiptir. Sağlık, ticaret, eğitim, turizm ve ulaşım sektörüne doğrudan etkisi olan bu kriz sonrasında uluslararası ilişkiler bağlamında da bazı önemli sonuçların ortaya çıkacağı düşünülmektedir.  AB ülkelerinin, salgının şiddetli kayıplara yol açtığı İtalya ve İspanya’ya duyarsız kalmaları ve bu ülkeleri tek başlarına bırakmaları, bazı ülkelerin ulusal sınırlarını kapatmaları, AB ortak kimliğinin sorgulanmasını kolaylaştırmıştır. Demokrasi ve insan haklarının muteber değerler olarak kabul edildiği birçok Batı ülkesinde sokağa çıkma ve siyasal katılım mekanizmalarının sınırlandırılması, bazı ülkelerdeki seçimlerin ertelenmesi, bunun yanında vatandaşlarına yeterli sağlık hizmeti sunamamaları devlet otoritesini temsil eden yetkililerin siyasi sorumluluklarının sorgulanmasına neden olmuştur. Benzer şekilde süreç içerisinde DSÖ gibi uluslararası örgütlerin vazifelerini beklenilen ölçüde yerine getirmemeleri uluslararası ilişkilerde aktör sorununu da tekrar tartışmalara açacaktır.” dedi.

Covid-19 krizinin, kendi halklarına hesap vermeyen otoriter yapıları ortaya çıkarma potansiyeline sahip olmakla birlikte, uzun dönemde hiç tahmin etmeyeceğimiz şekilde daha eşitlikçi ve insan odaklı yapıları da oluşturabileceğine dikkat çeken Dr. Engin Koç, ulus aşırı krizlerin etkilerine ilişkin görüşlerini şöyle dile getirdi: “Covid-19 ve iklim değişikliği gibi küresel sorunlar devletleri karşılıklı ilişkilere ve ortak mücadeleye zorunlu bırakarak empati göstermelerini kolaylaştırabilmektedir. Ayrıca, koronavirüs salgınının devletleri ve vatandaşları dijital çağa geçmeye zorlamasıyla dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların sosyal medya ve diğer iletişim ağları üzerinden ortak fikirler ve ideolojiler üretmesini kolaylaştıracağı düşünülmektedir. Covid-19 şoklarıyla kendi kabuğuna çekilme eğilimindeki devletlerin, karşı devletlerin vatandaşlarını etkilemede ve kamuoyu kazanmada yumuşak güç unsurlarının daha da önemli olacağını söyleyebiliriz.  Bu anlamda, AB üyesi olan İtalya ve İspanya’ya dünyanın farklı bölgelerinden gönderilen yardımların Fransa ve Almanya gibi diğer birlik üyesi ülkeler tarafından engellenmesi siyasi birlik uzlaşısını derinden zedelemiştir. Bunun yanında Türkiye, Rusya ve Küba gibi AB ile sorunlu ilişkilere sahip olan ülkelerin Covid-19’un yıkıcı etkisinde kalan ülkelere cömert yaklaşımlarının süreç sonrası bu ülkelerle geliştirilecek ilişkilerin güven ve derinliğine de etki edeceği beklenmektedir.”

Ticaret Savaşından Koronavirüs Savaşına!
Bursa Teknik Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ayberk Şeker, ülkeler ve kıtalar arasında hızla yayılarak pandemiye dönüşen Covid-19’un uluslararası ticarete etkilerini değerlendirdi. 

Salgın sürecinde tüm ülkelerin sağlık ve ekonomi alanlarında teyakkuza geçtiğini dile getiren Dr. Ayberk Şeker; “Ticaret savaşlarının yaralarını sarmaya çalışan ve günden güne uluslararası ticarette ağırlığını hissettiren Çin’de ortaya çıkan Covid-19 virüsü, kısa süre hem ülke içerisindeki üretimi hem de küresel ticaret sistemini derinden etkilemiştir. Çin’in, ABD ile girmiş olduğu ticaret savaşları sürecinde, 2019 Şubat ayından bu yana en düşük ihracat düzeyine gerilediği görülmektedir. 2020 yılının ilk iki ayında, geçen yılki aynı döneme göre ihracatın % 17,2, ithalatın ise % 4 düzeyinde azaldığı gözlemlenmektedir. ABD'nin ardından 13,6 trilyon dolarlık GSYİH ile dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’de ortaya çıkan koronavirüs salgını nedeniyle, otomotiv, tekstil, elektronik, turizm ve imalat sektörleri başta olmak üzere büyük oranda küresel ekonomide önemli tehditler ortaya çıkmıştır. 5 trilyon dolarlık uluslararası ticaret hacmiyle Çin’in bu düzeyde bir şok yaşaması, küresel ekonomi üzerinde de önemli etkiler doğurmaktadır. Özellikle uluslararası ticarette Çin’in hızlı büyümesine karşı küresel düzeyde korumacılık anlayışının yeniden gelişme süreci, salgın sebebiyle beklenmeyen bir biçimde vücut bulmuş ve bu durum küresel ticaret hacminin birden daralmasına sebep olmuştur. Belki de yaşanan bu büyük salgın, gelecek için küresel ticarette baş gösteren korumacılık akımının hız kazanmasına da neden olacaktır.” dedi.

Covid-19 salgınının uluslararası ticarette oluşturacağı etkileri Türkiye açısından değerlendiren Dr. Ayberk Şeker, görüşlerini şöyle dile getirdi: “Çin’in uluslararası ticaretteki etkinliğinin azalmasının özellikle lojistik sektöründe olumsuz sonuçlar ortaya çıkardığını görmekteyiz. Nispeten daha yüksek kazançların elde edildiği sektörlerde bu etki çok hissedilmese de, hacim olarak büyük ancak değer olarak düşük ürünlerin ihracatını gerçekleştiren firmaların nakliye (navlun) fiyatlarının artışı ile olumsuz etkilendiği görülmektedir. Bununla birlikte, pandemi sürecinin doğal sonucu olarak birtakım ürün gruplarının uluslararası ticaretine de kısıtlamalar getirilmiştir. Ayrıca otomotiv, tekstil, perakende ticaret, turizm, mobilya, inşaat ve yapı malzemeleri gibi sektörlerin süreçten etkilendiği ve faaliyetlerine pandemi sürecinde ara vermek zorunda kaldığı, dolayısıyla uluslararası mal ve hizmet ticaretinin daraldığı görülmektedir. Buna karşın, ülkemizde uluslararası ticaretin sürdürülebilirliği açısından önemli adımlar da atılmaktadır. Bu doğrultuda en önemli ve dünyaya örnek olacak adım “temassız ticaret” yaklaşımı olmuştur. Uluslararası ticaretin devam etmesi ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için atılan bu adım, gümrük personellerinin kendilerini koronavirüsten korumalarını sağlarken, uluslararası ticarete konu olan ürünlerin de el değmeden taşınması ve gümrüklerde denetlenmesine olanak sağlamaktadır. Uluslararası ticaretin kesintisiz olarak devam etmesini teminen, şoför değişimi, dorse değişimi ve konteyner değişimi gibi uygulamalar vasıtasıyla da salgın riskleri en aza indirilmeye çalışılmaktadır.”

Salgının uluslararası ticaretteki etkilerinin ülkemiz ekonomisinde de önemli değişiklikler ortaya çıkarmaya devam ettiğini belirten Dr. Ayberk Şeker, koronavirüs süreci sona erdiğinde hem iç ticaret hem de uluslararası ticaret alışkanlıklarımızda birtakım değişimler yaşanacağını vurgulayarak; “Bu doğrultuda, ülke sağlığı ve tüketimi açısından tarım sektöründeki stratejilerimizde önemli değişimler yaşanması muhtemel görünmektedir. Bununla birlikte, klasik iş yapma alışkanlıklarımızı bir kenara bırakarak dijital ekonomi pazarının genişleyeceği ortamda hem ülke içerisinde e-ticaret hem de sınır ötesi e-ticaret işlemlerinin artması beklenmektedir. Uluslararası ticaret için önem arz eden uluslararası ticari fuarların online iş platformlarına taşınması söz konusu olacak ve uzaktan iş yapma süreçleri ağırlık kazanacaktır. Tüm bunları bütün olarak düşündüğümüzde, uluslararası ticaret kültürünün yeni baştan yazılacağı bir sürece girmemiz kaçınılmazdır. Küresel olarak henüz çıktığımız ticaret savaşları sonrasında, Covid-19 sebebiyle küresel çapta gerçekleşen koronavirüs savaşımız tüm ülkelere yeni önlemler ve alışkanlıklar kazandıracaktır.” ifadelerini kullandı.