Anasayfa » Haberler » Covid-19’un Ekonomik ve Toplumsal Yansımaları (3/5)

Covid-19’un Ekonomik ve Toplumsal Yansımaları (3/5)

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri Covid-19 salgınının ekonomi, toplum ve uluslararası ilişkiler üzerindeki etkinlerini değerlendiriyor. Beş bölümden oluşan yazı dizisinin üçüncüsünde BTÜ İTBF öğretim üyeleri salgının sosyolojik ve psikolojik etkilerini ele alıyor. 

Sorunun Çözümü İçin İşbirliği Şart!
Bursa Teknik Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Ulukütük; “Hümanizm yani hakikatin, doğrunun ve güzelin insanın inisiyatifine terk edildiği çağın bitiminde, insanın aşılması ve ötesine geçme girişimi olarak transhümanizmin ve posthümanizmin arifesinde tüm dünyanın kucağına bir alev topu gibi düşen koranavirüsü nasıl anlamamız gerekiyor?” ifadeleri ile salgın sürecine yönelik önerilerini dile getirdi. 

Körlerin fil tarifi gibi herkesin gördüğü ya da dokunabildiği şeyi gerçeğin bütünü zannettiği örneğini veren Doç. Dr. Mehmet Ulukütük; “Bunda disiplinlerin birbirinden radikal şekilde kopuşu en büyük etken. Kabaca sosyal bilimlerle fen bilimlerinin birbirinden ayrılmasının ötesinde kendi içinde bile bilimler birbirinden radikal derece ayrımlaşmış ve kopmuş vaziyette. Aşırı uzmanlaşma bütünü görmemizi engelliyor. Salgın sadece bir kesimi, sınıfı ve ülkeyi etkilemediğine göre onun üstesinden tek bir bakış açısıyla gelmemiz de mümkün görünmüyor. Psikoloji, sosyoloji, ekonomi, siyaset, ilahiyat ve tıbbın ortak bir sorunun çözümü konusunda işbirliği içinde hareket etmesi gerekiyor. Sadece sağlığa odaklanıp, psikolojiyi, sosyolojiyi, ekonomiyi ihmal ettiğinizde sağlığın da sağlıklı olmanın da bir anlamı kalmayabilir. Hatta insanların psikolojisini ihmal ettiğinizde, toplumun başına gelenlere nasıl tepki vereceğini anlamadığınızda, süreci doğru yönetemediğinizde, ekonomik seviyenizi koruyamadığınızda, inancın sorunların çözümünde oynayacağı rolü fark edemediğinizde tek başına sağlığımızı korumak da imkânsızlaşabilir.” dedi. 

Covid-19 salgınında Türkiye’nin halkıyla, süreci yönetme becerisiyle, bilim insanlarının olağanüstü gayretleriyle pek çok gelişmiş ülkeye göre çok iyi bir imtihan verdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Ulukütük çözüme ilişkin görüşlerini şöyle dile getirdi: “Hem eksikliklerimizin telafisinde hem de bundan sonraki süreçte geniş kapsamlı bir işbirliğine girmek zorundayız. Sorun şu an için sadece bir sağlık sorunu gibi görünmesine rağmen ilerleyen zamanda her alanda yarattığı sorunlar daha belirgin bir biçimde ortaya çıkacaktır. İşte o zaman farklı disiplinler arasındaki işbirliğinin hayati önemi daha iyi anlaşılacaktır. Çok geç kalmadan bu işbirliğini şimdiden ivedilikle gerçekleştirmemiz gerekiyor.”

Salgın sonrası sosyal yaşam nasıl olacak?
Bursa Teknik Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Aslı Yeşil Covid-19 salgınının insanlar üzerindeki psikolojik etkilerini değerlendirdi. Salgın sürecini nasıl yaşayacağımızın, salgının sonraki sürece de etki edeceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Aslı Yeşil, şu an dünyanın bir belirsizlikle mücadele ettiğini, salgının sınır tanımayarak tüm dünyaya hızlı yayıldığını belirtti. Yaşanan belirsizliğin insanlarda korku ve kaygıya neden olduğuna dikkat çeken Yeşil;  “Bu duygular salgın sürecinde olağandır. Hatta bizi hayata bağlı tutmak için bir takım önlemler almamızı sağlıyor. Belirsizliği aralayabilmek için elimizdeki en önemli silahlardan biri olan bilimsel çalışmaların da her geçen gün hızlandığını gözlemliyoruz. Bu da bize salgının hızla yayılmasının neden olduğu kontrol kaybını tekrar ele geçirmek için mücadelenin bir parçası olduğunu gösteriyor.” dedi. 

Yüzyıllardır savaş, göç, deprem gibi çeşitli sebeplerle bozulan düzenin, bu yıkıcı etkilerin getirdiği farkındalıklarla yeniden kurulduğunu ve yaşamın devam ettiğini vurgulayan Dr. Aslı Yeşil; “Salgının yıkıcı etkilerini azaltmak için uygulanacak psiko-sosyal yaklaşımlar çok önemlidir. Psiko-sosyal ihtiyaçların saptanıp karşılanması, psikolojik iyilik halini sağlamakta oldukça önemlidir. Yaşadığımız süreçte insanlığın mücadele ettiği korku türü, yani salgın, bizim de psiko-sosyal çalışmalarda yaklaşım tarzlarımızda değişiklik yapmamızı gerektiriyor. Bu nedenle süreci çok iyi takip ederek yaklaşımlarımızı güncellememiz gerekiyor. Örneğin, temas şeklimiz; sosyal mesafe tedbirleriyle fiziksel sınırlar geldi ama bu bizim için engel değil, temas kurma şeklimizi elektronik ortama taşıdık. Çünkü bizim için sosyal destek insanî bir ihtiyaçtır. İletişimin elektronik ortama taşınmasının etkisini hep birlikte göreceğiz. Alışkanlıklarımız salgın öncesi gibi olmayacak, bazı değişiklikler gelecek ama hayat devam ediyor. Bizim salgına karşı direnmemiz gerekiyor. Bizler için bir diğer önemli değişiklik, kayıplarımız için eskisi gibi düzenlenen uğurlama törenleri yapamıyoruz. Yıllardır sürdürülen gelenekler şu an uygulanamıyor. Bu iyileştirici unsurları değişen düzende yeniden keşfetmemiz gerekiyor. Bunların etkileri nasıl olur hep birlikte yaşayıp çözümler oluşturacağız.” ifadelerini kullandı.