Anasayfa » Haberler » Kaygı Bozuklukları ve Tedavisi Konuşuldu

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Ortak Akıl Topluluğu tarafından organize edilen “Kaygı Bozuklukları ve Tedavisi” konulu konferansta Uzman Psikolog İrem Oturaklıoğlu öğrencilere seslendi.

BTÜ Mimar Sinan Yerleşkesi’nde düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Arif Karademir gerçekleştirdi. Rektör Karademir; “Herkes kendi hayatının başrolünü oynuyor. Bahanelerin arkasına saklanmadan hayatın bize sunduklarını itici güç olarak kullanarak yolumuza devam etmeliyiz. Karşımıza çıkan olumsuzluklardan, engellerden yılmadan aynı zamanda mevcut edinimlerimizin de mirasına sığınmadan sürekli gelişim için çabalamalıyız. Bireylerin kişisel gelişimi arttıkça toplumun da kalitesi artacaktır” ifadelerini kullandı.

Uzman Psikolog İrem Oturaklıoğlu, konuşmasına başlamadan önce böyle bir ortamda öğrencilerle bir arada olmaktan çok mutlu olduğunu bu vesile ile edindiği bilgilerin zekâtını verme fırsatı yakaladığını dile getirdi. Panik atak, agorafobi, sosyal fobi, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk ve bipolar bozukluğun anlatıldığı konferansta, bu tür hastalıkların toplumumuzda görülme oranının giderek arttığına değinildi. Halk arasında yaygın olarak panik atak olarak bilinmekle birlikte bu sendromun asıl adının panik bozukluk olduğunu dile getiren Uzman Psikolog İrem Oturaklıoğlu, panik atak ya da panik nöbet olarak tanımlanan durumun ve bu bozukluğun temel parçalarından birini oluşturan, ani, beklenmedik biçimde gelen beden belirtilerinin eşlik ettiği şiddetli kaygı ve korku durumlarının nasıl ortaya çıktığını anlattı. “Bu kaygıyı kim yarattı” şeklinde kişinin kendisine sorular yöneltmesi gerektiğini söyleyen Oturaklıoğlu şöyle devam etti:   “Her insan korkar. Korku, bizi tehlikeli durumlara karşı uyaran anlamlı ve önemli bir reaksiyondur. Panik bozuklukta ise, kişinin özel hayatıyla iş hayatını fazlasıyla olumsuz etkileyebilecek, ciddiye alınması gereken bir hastalık söz konusudur. Buna göre panik bozukluk yaşayan kişilerde, korku nöbeti geçirdiklerinde örneğin göğüs ağrıları, titreme, nefes alamama, baş dönmesi, mide bulantısı, terleme veya sıcak basması görülür. Bu kişiler kendi kontrollerini kaybedecekleri, delirecekleri veya ölecekleri korkusu yaşarlar. Bedensel rahatsızlıklar yüzünden birçokları bir hekime veya bir acil servise giderler. Nöbetleri tetikleyen bedensel bir neden ise tespit edilememektedir. Kaygıyı yaratan biziz, onu kontrol altına alabilecek olanlar da biziz. Her zaman yaşadığımız ana odaklanıp kendi farkındalığımızı oluşturmalıyız, sorun odaklı düşünmeyi bırakıp çözüm aramalı ve kendimizi suçlamayı bırakmalıyız.”

Oturaklıoğlu kaygıyla baş etme pratiği olarak dinleyicilere bir öneride bulundu: “Güvendiğiniz 5 kişi bulun, bu kişiler sizin için idol belirlediğiniz, sizi olumsuz yönde sürekli eleştirmeyen kişiler olsun, o kişilerden sizin hakkınızda ya da kaygılandığınız konular hakkında yorumlar alın. Sizin için önemli olayların listesini çıkartın, bu olayların hayatınızda ne gibi rolleri var, hangisi sizi olumsuz etkilemiş, bunları tespit edin, kaygınız için kendinize zaman verin.” Oturaklıoğlu’nun konferansı konuyla ilgili dinleyicilerin sorularını cevaplamasının ardından Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Zeki Ünal’ın teşekkür belgesi takdimi ile sona erdi.